21 Haziran 2016 Salı

Bunları kimse bilmiyor. 15 Temmuz'un bilinmeyen öncüleri ve kahramanları: İhsan Şenocak

15 temmuz darbesi, akademi dergisi, darbe tiyatrosu, Fethullah Gülen, FETÖ, Haçlı Seferleri, ihsan şenocak, Mehmet Fahri Sertkaya, Projesi (BOP), islamcılar,

Alev topuna dönüyordu sokaklar, caddeler, haneler, adeta her yer...

Asker acımıyordu, milletine de kurşun sıkmaktan geri durmuyordu. Aslında kurşun ne ki, tanklardan atılan gülleler, toplar, helikopterden atılan bombalar, savaş jetlerinden gönderilen akıllı füzeler, deniz zırhlıları ile kuşatılan şehirler ve daha neler neler...

Halk çok zor durumdaydı. Ordunun isyana karışmayan kısmında bir gayret yoktu. Emniyet güçleri yanlarındaydı ama onlarda da ağır silahlar yoktu. Vatandaşı adeta pırasa doğrar gibi doğrayan makinelilere, otobüslere, bataryalara, havadan adeta yağmur misali yağan bombalara karşılık verilemiyordu. Binalar, gök delenler bile yıkılıyor ama demokrasi aşığı bu insanlar dimdik duruyordu. 

Bu dik duruş, kısa bir süre daha sürmüş ve sonrasında sağ kalabilen herkes yavaş yavaş çaresizliği kabul edip dağılmaya başlamıştı ki, o da ne, durun durun, işte o gelen, yoksa?.. Evet, evet İhsan Şenocak hoca meydanlara indi. İşte şimdi her şeyin değiştiği vakitti. 

Hiç kimse bir emrini ikiletmedi. Kurtuluşun tek çaresiydi. O da olmasa demokrasi yıkılırdı Allah korusun! O olmasa ihalelerde peşkeş, aile ve yakın akrabalara memleketi peşkeş, kupon araziler, özelleştirmelerde peşkeş ve gizli ortaklık, mavi Marmara'da, Davos'ta tiyatro oynamak, Suriye'de her şeyi olduğundan başka anlatıp BOP'a hizmet etmek, Libya'ya Haçlı seferinde İzmir'i merkez üs yapmak ve sınır tanımayıp vatana ihanet ile suçlanan AKP hükumeti ve siyasi teşkilatı yıkılacaktı. İftiracılara ve darbecilere gününü göstermek zamanıydı. İyi de nasıl?

"Kardeşlerim" diye bir ses yükseldi muhterem İhsan Şenocak hocadan "Onlar bizden güçlü değiller, toplaşın, yamacıma toplaşın, hep beraber nefes alıp aynı anda üflesek ne uçakları kalır, ne helikopterleri ne üzerimize atılan füzeleri ve topları... İnanın bana, güvenin" dedi devamında...

Millet önce şaşırdı, sonra kalabalıktan bir kısmı kol kola girip duruş almaya başladı. Sonra diğerleri, sonra diğerleri derken, on binlerce insan etten kemikten bir savaş makinesine dönüşüverdi. Ve beklenen emri verdi İhsan Şenocak "Ateş" pardon "Üfleyin" dedi. 

Herkes şoktaydı, helikopterler ve uçaklar her toplu üflemede sarsılıp irtifa kaybedip düşüyordu. On dakikada onlarca toplu üfleyiş yapılmış ve yüzlerce uçak ve helikopter düşürülmüştü. Hava desteğinin kaybedildiğini gören kara birlikleri moral kaybetmişti. Onları, özellikle de koca koca tanklarını üfürüp etkisiz hale getirmek uzun sürmedi. 

İşte bu millet, asırlar boyu anlatılması gereken böyle bir gayret, böyle bir özveri, böyle bir taktik ile, böyle muhterem bir insanın sayesinde bir darbeyi durdurdu. 

İşgal ordularının düzenli birliklerine, topuna, silahına, yağmur gibi yağan kurşununa karşı elinde keser sapı, balta sapı ile destan yazan ve bize tarih kitaplarımızda bu güne kadar anlatılan o Ayşe neneler, Fatma neneler, Mehmet dedeler var ya, onların şanlı mücadelesi bile bu mücadelenin yanında sönük kalır.

Ne? İnanmadınız mı? Niye öyle bir tuhaf oldunuz?

FETÖ'cü müsünüz yoksa siz? İnanın kardeşim, inanın ki böyle oldu. Yani böyle olmasa, asker milleti gözünden çıkarmış ve gerçek bir darbe yapmışken, millet bu darbeyi başka türlü nasıl durdursun? Onca topa, tüfeğe, tanka, helikoptere, zırhlılara, ağır silahlara, insansız hava araçlarına, yüz binle askere nasıl karşı konulabilirdi?

Tiyatro mu? Haydi be! Ne tiyatrosu? Aynen bu anlattığım şekilde oldu her şey... Bana inanmıyorsanız, İhsan hocaya sorun?

Mehmet Fahri Sertkaya
(Edebiyatçının teki, 21 Temmuz 2016)